logo

Kullanıcı Bilgileri

Üye girişi yapmadınız.

Giriş


Giriş

Home Haber Servisi Güncel Konular Edebiyat Vurun karpuzu, yere vurun!
Vurun karpuzu, yere vurun! PDF Yazdır E-posta
Yazar necipli   
Cumartesi, 20 Ekim 2007 16:18

Vurun karpuzu, yere vurun!



Nedim Hazar'dan ilginç çağrı: "Vurun karpuzları yere. Vurun ki, tüm çekirdekler yayılsın ortalığa da o sahte demokrat, modern, ilerici yüzünüzü görsün herkes"

20 Ekim 2007
 
Vurun karpuzu, yere vurun!

Nedim Hazar'ın köşe yazısı

Vurun ki, on yıllardır gizlediğiniz gerçek yüzünüz dökülsün ortaya. Vurun ki, tüm çekirdekler yayılsın ortalığa da o sahte demokrat, modern, ilerici yüzünüzü görsün herkes.

Üç kuruşluk menfaatleriniz için, günübirlik çıkarlarınız için nasıl birbirinizi ensenizden ısırdığınızı biz yazınca sinirleniyorsunuz, ama böyle birbirinizin karpuzunu yere çarpınca çıkıyor gerçek kişiliğiniz ve dünyanız.

Çarpın hışımla karpuzlarınızı yere ki, menfaat eksenli, çarpık ilişkilerinizi görsün ümmet-i Muhammed. Deri koltukların, pahalı halıların, yıllanmış şarapların, güzel makyajlı kızların sarmaladığı o koyu renkli camlarla kuşatılmış dünyanızı biz bu kadar yakından, birinci elden öğrenelim. Sizin gibi imkânlarımız yok, kulaklarımız da Midas'ınki gibi değil özel görüşmelerinizi faş edebilecek durumda değiliz.

Ama bu karpuz düellolarınızda çıkıyor gerçek kimlikleriniz ortaya. Bu da Allah'ın başka bir hikmeti işte!

Bir zaman kasalarınızın, çıkarlarınızın beraber olduğu, aranızdan su sızmadığı, hatta baba-oğul ilişkisi yaşadığınız insanların menfaat ayrılığı yaşandıktan sonra böyle karpuzu yere çarpma eylemi sonrasında bilelim iç yüzünüzü, tanıyalım sizi.

Çarpsın yere karpuz ve dağılsın dört bir yana kirli çekirdekleri...

Kitap yazın, ekrana çıkın, köşe kaleme alın, internet sitelerine açıklama yollayın. Düne kadar yücelttiğiniz, birbirinize sahip çıktığınız, yediğiniz içtiğinizin ayrı gitmediği kişileri şimdi cascavlak atın milletin önüne. O da can havliyle üzerini silkelerken bir yandan, diğer yandan sizin ne mal olduğunuzu söylesin bize.

Biz uzaktan gözlemlerimizle, basiretimizle, kim olduğunuzun kırkta birini bile yazarken kızıyor, öfkeden köpürüyorsunuz çünkü. Ama o gizlediğiniz gerçek yüzünüzün, ardına saklandığınız maskenizin inmesinden sonra 'Tamam ama sen de şöylesin' demekten başka çareniz yok siz de biliyorsunuz. Bir tencerenin yapabileceği en büyük intikam girişimi diğerinin karasını göstermektir, biliyoruz bunu.

Vurun karpuzu, yere vurun!

Vurun ki, on yıllardır gizlediğiniz gerçek yüzünüz dökülsün ortaya. Vurun ki, tüm çekirdekler yayılsın ortalığa da o sahte demokrat, modern, ilerici yüzünüzü görsün herkes.

Yaptığınız mesleğin bir maske, kurumunuzun bir paravan olduğunu biz anlatamıyoruz. Anlatamıyoruz; çünkü kuralınız, kaideniz, kutsalınız yok. Tüm gücünüzle inancımıza, kutsalımıza, değerlerimize saldırıyorsunuz çünkü. Ahlaksız bir oyun geliştirmişsiniz, herkes biliyor artık. Bu nedenle biz sadece 'acaba?' diye sorabilirken siz birbirinize isim, yer, tarih belirterek vuruyorsunuz. Ve dökülüyor boyalar birer birer.

ındikçe maskeleriniz gerçek yüzünüz çıkıyor ortaya. Gizlemeye çalıştığınız kişiliğiniz, ruhunuz, iç organlarınız... Yaşadığınız ilişkilerin çıkarcılığı, dostluklarınızın yapaylığı, ahbaplığınızın sentetik oluşunu tarih kayıtlara geçsin istiyoruz.

Yere saçılsın karpuz ki, hırsınız için neler yapabileceğinizi görsün bu millet. Doymayan iştahınızı, açgözlülüğünüzü göstersin bize eski dostlarınız. Siz soğuk yerken intikam yemeklerinizi, biz size ait tabloların eksik yönlerini tamamlayalım.

Bizim sizi tanımlamamıza kuduruyorsunuz, burunlarınızdan duman çıkıyor ve tekmeliyorsunuz pahalı halılarınızı. Ama birbirinizi tanımlamanızı da görüyoruz işte. Belki edebî değeri beş kuruş etmez yazdıklarınızın, insani olana, erdeme, vicdana dair tek kelime bulunmaz yazdıklarınızda; ama siz varsınız o tabloda. Yazın ki bilsin bu millet, yazın ki sizin birbirinizi tanıdığınız kadar tanıyalım sizi.

Siz karpuzlarınızı yere vurun, biz gördükçe iç yüzünüzü, gerçeği çarpalım suratınıza. Başka türlü anlamıyorsunuz çünkü!

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

(Zaman)




 

m.kasım alpkıray tarafından 20 Ekim 2007 13:10 tarihinde

güzel

[0a316b77aa99fd39]
Abdullah Gur tarafından 20 Ekim 2007 13:10 tarihinde
Tespitler iyi
Sanirim bu siteyi takip edenler yazilanlar konusunda hemfikirdir ancak yine de yazi biraz agir olmus zannimca. Sultana sultanlık, gedaya da gedalık yaraşır.

[824e056daae9c59f]
Mirza Budarnayev tarafından 20 Ekim 2007 12:53 tarihinde
Tebrik ederim
Güzel yazı
Güzel benzetmeler.

[b5a1f8f63c507872]
Bumilletin Birferdi tarafından 20 Ekim 2007 12:53 tarihinde
ÇÜRÜK TEMEL ÜZERıNE BıNA YAPANLAR
Kısa dönemde karlı gibi görürler kendilerini. Bunların da çorları var çocukları var. Bunlar sofraya kesip koydukları acı soğanın acısını tatınca da mı anlayamıyorlar haram lokma yediklerini. Bunlar suçsuz günahsız insanların üzerine bir sürü yalan dolan ve iftira ile saldırırlarken acaba insan hakkı diye bir kavramadan bi haber mi oluyorlar? Bunlar ancak kendi çıkarlarına dokunulunca mı haktan, hukuktan haberleri oluyor? Ey Allahım beni affet ama, hesap gününü o kadar çok istiyorm ki...

[48b346d46d16e76d]
 

 

Cumartesi, 20 Ekim 2007 16:19 tarihinde güncellendi
 
Joomla SEF URLs by Artio


Temel Güç Joomla!. Designed by Lonex web host, dreamweaver hosting. Valid XHTML and CSS.