logo

Kullanıcı Bilgileri

Üye girişi yapmadınız.

Giriş


Giriş

Home Haber Servisi Güncel Konular Özgeçmiş Atatürk'ten sonraki en büyük devrimci...
Atatürk'ten sonraki en büyük devrimci... PDF Yazdır E-posta
Yazar necipli   
Salı, 11 Ağustos 2009 23:51
Atatürk'ten sonraki en büyük devrimci...

 

11 Ağustos 2009 Salı

"Beni magazinci zannetmeyin. Posta'nın yayın müdürlüğünü, Sabah'ın haber müdürlüğünü yıllarca yaptım. Çok adam yetiştirdim" diyen Aykut Işıklar'dan çarpıcı sözler:

 

Cemal A. Kalyoncu'nun röportajı

Bugün artık 'birilerinin paralı insanlarla ilişkileri'nin magazin diye sunulduğunu anlatan, "Beni magazinci zannetmeyin. Posta'nın yayın müdürlüğünü, Sabah'ın haber müdürlüğünü yıllarca yaptım. Çok adam yetiştirdim. Hem magazin çok önemli konudur." diyen Aykut Işıklar ile Ergenekon'dan 'derin devlet'e pek çok konuyu konuştuk.

-41 yıldır gazeteciliğin içindesiniz. Yanlış haberlere imza attığınız oldu mu?

Benim en keyif aldığım gazetecilik yıllarım Sabah'taki on senemdir. Çünkü Sabah'ta çok heyecanlı bir patron vardı. ıstanbul'da kimseyi tanımıyordu Dinç Bilgin. Zafer Mutlu sosyeteyi tanımaz, iş adamını tanımaz, haberse tamam, kimse etkileyemezdi. Telefonlara da çıkmazlardı. Mesela Dinç Bey'in ısviçre vizesini ben almıştım. Bana gelir, Zafer Mutlu'ya bazı davetler gelmezdi, çıldırırdı. Orada o kadar cesur haberler yaptık ki. Konseye, iş adamlarına ilk biz bindirdik. Hürriyet çok şaşırıyordu. 'O ızmirli herif ne yapıyor, ölümüne mi susadı?' diye. Reklamcılara posta koyuyor. Mafyadan korkmuyor. Mesela Alaattin Çakıcı konusunda ilk yazan benim. ımzam yoktu; ama günün dedikodusu yazardım böyle. Uff! Yer yerinden oynardı. Kimler hakkında... Sonra 'haftanın dedikodusu' diye bir şey yazmaya başladım pazar günleri. Kimleri yazmadım. Yer yerinden oynuyordu. Gazeteciliğimin en zevk aldığım dönemidir o dönem. Hürriyet'le rekabet hâlinde, Milliyet statükocu, işte Tercüman ölüm döşeğinde, Günaydın ölmüş, Sabah tek tabanca kaldı Hürriyet'in karşısında. Ama cesur gazete idi.

-Bilseler o yayınları yapmayacaklar yani, cahil cesareti!

Bazı şeylerde cahil cesareti var ya. Mesela size açık söylüyorum. Atatürk'ten sonra en büyük devrimci olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı görüyorum. Bazı şeyleri bilmediği için devrimci oldu. Bilse bu işlerin bu kadar girift, bu kadar tezgâh olduğunu valla başta kaçardı. Ergenekon'un bu noktaya geleceğini eminim bilse kaçardı. Derin devlet değil, 'süper derin devlet' var Türkiye'de. Bana göre tapu dairesindeki bir memur da icabında derin devletin bir mensubu yani. Türkiye'de bir devlette çalışanlar, emekli sandığı mensupları var, bir de ödedikleri vergilerle, sigorta primleri ile onlara maaş veren gariban ikinci sınıf vatandaşlar. O da biziz.

-Siz derin devleti ne zaman fark ettiniz?

ılk günden beri. Çok eskiden. Benim ablamın kocası tuğgeneraldi. Ben, içeride olanların hepsini bilirim. Çocukluğumu bilir şener Paşa'lar, Çevik Bir'ler, bilmem kimler. Orduevlerine gittiğim her yerde onlarla oturdum.

-Tanışıyor muydunuz onlarla?

Tabii. Onların hepsi beni tanır, 'Bizim Metin'in kayınbiraderi' diye. Tuğgeneral Metin Kılıç, eniştem, 1960 mezunu idi. Öldü. Çok değerli bir paşa idi. Tuğgeneral ama böyle enteresan, yani bilen biliyor onu.

-Nasıl, biraz anlatır mısınız?

Acayip yerlerde, hep istihbaratlarda görev yaptı. ışte askerî ataşe, daire başkanı falan oldu. Romanya'da askerî ataşe oldu. 105. Alay komutanı Erzurum'da. En son Kenan Evren Kışlası'nın komutanı idi. Çok sert ve böyle darbeye yakın subaylardandı. Tam asker. Başka hiçbir şey bilmiyor.

-Neler anlatırdı size?

Onların dünyalarına göre siviller Türkiye'yi yönetemez. Bilmeyiz biz. Bu cumhuriyeti Atatürk kurdu, biz Atatürk'ün devamıyız. Hele bir kurmay subay olduğu zaman her şeyi en iyi öğrenen insanlarız.

-Türkiye'de bir kesim Ergenekon'a, yer altından çıkan silahlara rağmen inanmıyor. Siz, 'ilk günden beri biliyorum' diyorsunuz.

Ben tarafsızım açıkçası. Doğruya doğru. Onların ne yaptığını da biliyorum. Ama benim insan olarak karşı olduğum bazı şeyler var. Eğer senin birinci görevin Türkiye Cumhuriyeti vatanını korumak ise dışarıya karşı, önce onu yapacaksın. Artı, sen benim vergimle yaşıyorsan bana üstten bakmaman lazım. Ha Karayolları genel müdürü ha Emniyet müdürü veya paşa. Yani devlette çalışan insanın görevi Türk halkına hizmet etmektir. Onun için Recep Tayyip Erdoğan 'bilmeyerek en büyük devrimci' diyorum. 'Sivil mahkemede yargılansın mı yargılanmasın mı?' konusu, bunu konuşmak bile Atatürk devrimleri kadar önemlidir.

-CHP iptal için başvurdu...

Ne kadar komik. Çelişkiye bak. Lafa geldi mi her şeyi konuşuyorlar. Böyle 85 senelik köklü bir şey var. Derin, gizli bir mafya var ya. Kesin. O sacayağı bozulacak diye ödleri patlıyor. Zaten panikleri, AK Parti'ye düşmanlıkları filan bundan. Çünkü Sultanahmet Ticari ılimler'den çıktı bir adam, Kasımpaşalı, bizim sisteme girdi. Ona sinir oluyorlar. Ya Türk milleti açlığa razı olur; ama haksızlığa gelemez.

-Evet, magazini konuşalım. Magazin var mı şu anda Türkiye'de?

Yok tabii. Kendi bindiği dalı kestiler. Türkiye'nin Hakkâri ile Edirne arasında bileşkesini alabiliyor musun sen? Sadece Etiler'dekine seslenirsen kimse okumaz, tutup Erzurum'u yazarsan o da okunmaz.

-Eksik olan ne peki?

Çok iyi sosyolog olacaksın. Türk halkının ortalama bir karakteri, kültür birikimi, aile yapısı var. Yani Türk halkını çok iyi bilmelisin, çok iyi takip etmelisin, gazeteci olarak. Genç magazinci arkadaşlarıma hep söylerim. 'Bu yazdığını annen, teyzen mesela Konya'daki teyzenin kızı okur mu, bu kişi ile ilgilenir mi?'

-Magazin deyince kadın resimleri mi anlamak lazım?

Ya nedir onlar? Bir kadının denize girerken resmini koymuşsun, ne oluyor yani o? Bu sanatçı mı? Albümü, filmi mi var? Bir zengin herifle beraber diye kadının resmini niye koyayım gazeteye? Koyarsan gazete okunmak için değil, bakılmak için alınır.

-Kim star Türkiye'de şimdi?

Vardı eskiden; ama şu anda bir kişi için iddia edebilirim. Cem Yılmaz. Hangi TV'ye çıksa o reyting rekorları kırıyor. Adam en ciddi olduğu zaman bile müthiş. Tarkan'dı, sallanmaya başladı. ıbrahim Tatlıses sallanmaya başladı. ıbrahim de stardı. Ama şimdi bir şey yapması lazım, genç kuşak sevmiyor, kadınlar sevmiyor. Yanlışlar yaptı. Türkan şoray çok büyük stardı.

-Özel hayatınızda pişmanlık var mı peki?

Gazeteciliği seçtiğim için özel hayatımda pişmanlığım var. ıyi bir gazetecinin özel hayatı olmuyor, aynı sanatçılar gibi. Bu işteysen kendini, çocuğunu, karını, evini doğru dürüst düşünemiyorsun. Normal yaşama dönemiyorsun. Herkes gibi dizi seyredemiyorsun. Ben şimdi gazeteyi okuduğum zaman o haberin hangi gaye ile hangi tezgâh adına yazıldığını anlıyorum. Haberin görünmeyen satır arasını okuyorum. O yüzden de okuyamıyorum. Gazete okumaktan zevk almıyorum. 41 senede öğrendik tabii bunu.

Ailesi 93 muhaciri

Aykut Işıklar, Bulgaristan, Razgrad, Pehlivanköy'den 93 muhaciri olarak ıstanbul'a yerleşmiş bir ailenin üç çocuğundan ortancası. Kartal Maltepe'de ikamet etmiş aile. Baba Mehmet Işıklar, Deniz Yolları ve Türk Hava Yolları'nda çalışmış. Anne Fatma Hanım ise Yeşilyurt'ta Vatan Cephesi'ni Muammer Karaca ile kuran kişi. 1949'da doğan Işıklar'ın çocukluğu Yeşilyurt'ta geçmiş. Beşiktaş gençte oynayan Erdoğan Demirören kendi ablasını ziyarete geldiğinde onlara da topa vurmasını öğretmiş. Ali Poyrazoğlu, Gönül Yazar'la evlenip adını Özden Çelik olarak değiştiren Yalçın Nacaroğlu da onun çevresindendi. Adnan Menderes'in Muammer Karaca'yı ziyaretleri 27 Mayıs 1960 öncesinden Işıklar'ın hafızasında kalanlar. 27 Mayıs'la, babası da bir süre içeride tutulmuş. Sebebi, annesinin Vatan Cephesi'ndeki aktif rolü. Babası 11 ay işsiz kalınca Maltepe'de anneannelerinin evine sığınmışlar. Evdeki eski eşyaları satarak bu dönemi atlatmış aile. Mehmet Bey sonra yine Deniz Yolları'na dönmüş.

Yeşilköy ılkokulu, Kartal Ortaokulu ve tekrar Yeşilköy Ortaokulu'nun ardından Haydarpaşa Lisesi'ni bitirmiş, 1967'de. Ardından Tatbiki Güzel Sanatlar, sonraki ismi ile Uygulamalı Endüstri Sanatları Okulu, yani Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar'a girmiş. 1976'da askere gitmek için okulu dondurmuş, ama dönünce başlamamış.

Askerliğini de sanki ordunun organizatörü gibi yapmış. Askerlerin gecelerine Bülent Ersoy'dan tutun Filiz Akın'a kadar sanatçıları organize edip getirmiş.

Üç evlilik yapan Işıklar'ın, 1972'deki evliliğinden Emre ve şimdiki Polonya/Poznanlı eşi Magoşa Hanım'dan da, adını Sezen Aksu'nun koyduğu Güneş isimli iki çocuğu var.

Müziğe merakı olan, aslında iç mimar olmak isterken, ıstanbul Radyosu'nun yarışmasında birinci olmasıyla Yeni Gazete'de müzik sayfası yapması için davet alan Işıklar, harçlığını çıkarmak için 1968'de gazeteciliğe başlamış. Yeni Gazete kapanınca Hafta Sonu, Kelebek ve Hürriyet'te çalışmaya devam etmiş. Hürriyet'in o yıllardaki konserlerini organize etmiş. 1980'de Hürriyet'ten ayrılıp Bulvar'a geçen Işıklar, Tercüman, Günaydın, Sabah, Akşam'da çalışmış. Bir dönem televizyonlarda da programlar yapan Aykut Işıklar hâlen Bugün'de yazıyor.

Aksiyon

 
Kaynak: moralhaber.net
 
Joomla SEF URLs by Artio


Temel Güç Joomla!. Designed by Lonex web host, dreamweaver hosting. Valid XHTML and CSS.