Haberin galerisi için tıklayın
28 Şubat postmodern askeri darbesin 14. Yıl dönümü büyük bir tesadüfe sahne oldu ve TSK, medya ve iş dünyasının baskısıyla iktidardan indirilen 54. Hükümet’in Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan 27 Şubat’ta hayatını kaybetti.
Necmettin Erbakan'ın başbakanlığında 28 Haziran 1996'da RP-DYP koalisyonu şeklinde kurulan 54. Hükümet, ‘Bir Kısım Medya’nın askeri ve halkı muhafazakâr kesme karşı kışkırtan manşetlerinin yabı sıra Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in desteğiyle TSK’nın yoğun baskıları sonucunda iktidardan çektirildi.
Bugün hayatını kaybeden Erbakan için, “son nefesine kadar siyaset yaptı” başlıklarını kullanan o dönemin adeta “Silahlı Kuvvetler Medyası” haline gelen gazeteleri, Başbakan Erbakan ve Tansu Çiller için çok ağır manşetler atmış, demokrasiyi adım adım darbeye kurban ettirmişti.
Haber7.com olarak o dönemin en etkin üç gazetesi olan; Hürriyet, Sabah ve Milliyet’in 54. Hükümet’in iş başına gelmesinden sonra nasıl bir tutum sergilediğini mercek altına aldık.
ÇİLLER’E LİNÇ; ERBAKAN’A AMOKACHİ İLE DİN DERSİ
Askerin dudağında çıkan, laiklik, şeriat, rejim, irtica ve cumhuriyet içeren sözler için manşetlerini hazır vaziyette bekleten üç gazetenin o dönem sanki iş bölümü yaptığı izlenimi ortaya çıkıyor. Dinç Bilgin’in sahibi olduğu Sabah, Erbakan’ın ortağı Tansu Çiller’i hedef alıp, “Tarih Seni Affetmeyecek” suçlamasını yaparken, Hürriyet ise Erbakan’ı Beşiktaş’ın Nijeryalı yıldız golcüsü Amokachi’nin sözleriyle vurup, “Din simsarlarına ders verdi” manşetini atacak kadar ileriye gidiyordu. Milliyet ise TSK’yı baz alarak askerin tepkileri üzerine yoğunlaşıp yıpratıcı manşetler atıyordu.
“ADI SANI OLMAYAN ÜST DÜZEY KOMUTANLAR”
O dönemin meşhur haberciliklerinden birisi de, “üst düzey bir komutana” dayandırılan haberlerdi. Bu tarz haberleri sık sık manşetine veya ilk sayfasına alan -Erbakan'ın deyimiyle-"bir kısım medya"nın, Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığı ya da en kötü ihtimalle solda Ecevit-Baykal ittifakı için türlü çabalar içine girdiği de gözlerden kaçmayan diğer bir ayrıntı.
DEMİREL, "ERBAKAN’A KÜFRÜ" BİLE ALKIŞLIYOR!
Medyanın yıpratma kampanyasının en önemli figürlerinden birisi de,askerin postmodern darbe yapması için her türlü girişime neredeyse ön ayak olan ve Başbakan Erbakan’a yapılan küfürlere dahi göz yuman Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. Başbakanlık koltuğunu birden fazla kere askere devredip, şapkasını alıp gitmesine rağmen Demirel’in "asker ağzıyla" Erbakan Hükümeti'ni hedef alan her sözü manşetlerdeki yerini hemen alıyordu. Bugün ölümünün ardından "Hellalik aldım. Hukukumuz var, sınıf arkadaşım" dediği Erbakan karşıtlığı o dönem tavan yapan Demirel, Tuğgeneral Osman Özbek’in Erbakan’a ettiği galiz küfrü “Paşa’nın öfkesi bir boşalmadır” diye değerlendiriyor ve Sabah da bunu 9 sütuna manşet yapıyordu.
DENK BÜTÇEYE RAĞMEN İŞ DÜNYASI TEPKİLİ
Memura yapılan yüzde 50 zam, yükselen ekonomi ve denk bütçeye rağmen, iş dünyasının da darbe sürecine ciddi anlamda katkıda bulunduğu o günün manşetlerinden belli oluyor. TOBB ve TÜSİAD'ın yanı sıra işçi sendiklarının tepkileri ve sokak eylemlerini büyük puntolarla duyuran 28 darbeci medyası daha sonra gösterileri, tüm Türkiye nüfusuna mal ederek, manşetlerine çift dikiş atıyordu.
Sabah'ın 2 Nisan 1997 tarihli "Avrupa'yı Şaşırtıyoruz" başlıklı manşetine şaşırmamak ise elde değil. Manşetin spotu şaşkınlık yaşamanıza yetecek kadar ironik zaten:"Siyasi istikrarsızlığa rağmen, Türk ekonomisinin hızla büyümeye devam etmesi Batılıları hayrete düşürüyor." (2 Nisan 1977 - Sabah)
ŞERİAT ÇARĞISI YAPILAN KUDÜS GECESİ
O dönemin en hararetli ve iktidar karşıtı olayı ise Ankara'nın Sincan ilçesinde gerçekleşmişti. Refah Parti'li Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın organizasyonuyla 31 Ocak 1997'de düzenlediği ''Kudüs Gecesi''ne İran'ın Ankara Büyükelçisi Rıza Bagheri de katılmış, İslami rejim istediğini belirten bir konuşma yapmıştı. İktidar karşıtları açısından bardağın taşmasında büyük etkisi olduğu daha sonra tüm çıplaklığıyla ortaya çıkan gecede sergilenen, Kudüs'teki direnişi anlatan tiyatro oyunu da tuz biber eken faktörler olarak medyaya manşet sütüne manşet çıkarmıştı.
TANKLAR HÜRRİYET İÇİN DE YÜRÜDÜ
Daha sonra da bunun intikamı olarak meşhur tankların yürütülmesi hadisesi yaşanmış, bu hamle, belli bir merkezden bazı gazetelere önceden haber verilmişti. Tanların geçişini sadece Sabah muhabirlerinin fotoğraflayabildiğini aktaran o dönemin Başbakanlık muhabirlerinden Şamil Tayyar, Hürriyet için tankların yeniden yürütülmesini şöyle aktarmıştı: "Bunun üzerine bazı gazetelerin üst düzey yöneticileri, Genelkurmay’ı arayarak tankların Sincan’da ikinci kez yürütülmesini sağladılar. Aynı gün saat 16.00 sularında tanklar ikinci kez Sincan sokaklarında tur attılar. Böylece, tank yarışında geride kalan medyamız muradına erdi." (11 ocak 2008 star)
İRANLI KADINLARA KARŞI, "TEŞEKKÜRLER ATATÜRK"
Avrupa ülkelerinin şeriat tedirginliği içinde olduğunu savunan medya diğer taraftan yıpratma politikasını İran üzerinden de devam ettirirken, İran’dan gelen çarşaflı kadınların resminin üzerine “Teşekkürler Atatürk” manşeti atılıyordu.
Bugün, hukukun üstünlüğü ve yargı kararlarına saygıyı yücelten medya ve çalışanları -haklı olarak-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın Refah Partisi için açtığı kapatma davasını, manşetten, “Refah Kapatılıyor” başlığıyla verip, işlerine geldiğinde tam tevekküle sarıldıkları demokrasinin yeni bir "yargı darbesi" alacağı sonucu da "kapatma kararının verilmesine gerek duymadan" bilidiriyorlardı.
ÇİLLER’İ ERBAKAN’DAN KOPARMA HAMLESİ
28 Şubat MGK kararlarının alındığı günlerde, halka "Devlet Krizi" ve "Gergin Bekleyiş" manşetleriyle ulaşan bu üç gazete, o süreçte Erbakan’ı yalnızlaştırmak için Çiller’i hedef alıyordu. Kritik MGK öncesi askerden çekindiğini açıkça belli eden Çiller’in Erbakan’ı eleştiren sözleri de manşetlere çıkıyordu.
MESUT YILMAZ GÖREVE HAZIR
1997’nin Mayıs ayında ise üç gazete aynı anda Erbakan iktidarının sonunun geldiğini ve Mesut Yılmaz’ın da yerine hazırlandığını, TBMM’deki kulis çalışmalarını, hangi vekillerin fire –ihanet edeceği- vereceğini sayfalarına işliyordu.
“ERBAKAN GERİYOR” TAHRİKİ
Haziran ayında ise gazeteler, Erbakan Hükümeti’nin istifasını ne zaman vereceği ve Demirel’in hükümeti kurma görevini kime akdim edeceğini tartışmaya açarken, “Erbakan geriyor – direniyor” manşetleri üst üste atılıyordu.
ERBAKAN GİTTİ, MESUT YILMAZ ZAFERİ!
Başbakan Erbakan, DYP’li vekillerin istifaları sonucunda düşmek üzere olan 54. Hükümet Tansu Çiller’e devretme hamlesi Süleyman Demirel’e takılırken medya zafer kutlama gafletine (!) düşmeden Mesut Yılmaz hükümetine hazırlık yaptığını manşetlerinden ilan ediyordu.
Artık Refah-yol Hükümeti yoktu. Mesut Yılmaz Hükümetini kurarak başa geçmiş, ekonomi düze çıkmış, borsa günü hep kazançla kapatıyordu sanki. İşçi ve memur Erbakan'a verdiği yüzde 50 zama rağmen sırtını dönmenin faturasını da ödemeye başlamıştı. İnançlı kesimi baskının da ötesinde adete tecrit etme yoluna girilmişti.
İlginçtir, Başbakan Mesut Yılmaz, Erbakan'ın son günlerine kadar direnip imzamaladığı, imam hatip okullarınınorta kısmını hedef alan 8 yıllık kesintisiz eğitim yasasını, siyasi hayatımın sonu da olsa
Haber 7
Kaynak : haber7.com




